NovaProspekt
Medyumun korkunç sonu - Yazdırılabilir Sürüm

+- NovaProspekt (https://novaprospekt.org/forum)
+-- Forum: Korku (https://novaprospekt.org/forum/forumdisplay.php?fid=7)
+--- Forum: Korku Hikayeleri (https://novaprospekt.org/forum/forumdisplay.php?fid=11)
+--- Konu: Medyumun korkunç sonu (/showthread.php?tid=136)



Medyumun korkunç sonu - Tolgataaa - 14-04-2021

Medyum Hikayesi
İyi günler kardeşim. Eğer ilgini çekerse benim de bir hikayem var. Daha doğrusu bunu yaşayan ben
değilim sadece dışarıdan bir gözlemci olarak anlatacağım. Olaylar bizim köyün büyücüsünün başına
gelenler. Ben çok uzun zaman köyde yaşadım. Köyde de kendimi bildim bileli büyücü bir medyum var. Bu
büyücü adam insanlara yardım etme bahanesi ile onları sömürüyordu. Büyüler karşılığında 2 inek aldığı
oluyordu köylüden. Köylü de aklınıza gelen her türlü sorun için medyuma gidiyordu. Kocasıyla arası
bozuk olan, kötü rüyalar gören, kısmetim kapalı diyen, hastayım diyen hocaya giderdi. Yaptıkları da
tutardı.
Bu adamın böyle böyle adı yayıldı. Yakın köylerden gelmeye başladılar. Duyuyorduk gelen kadınlar
bileziğini veriyormuş karşılığında. Bu medyum kısa zamanda köye bir ev yaptırrdı villa gibi. Lüks içinde
yaşamaya başladı. Sonra baktık son model bir araba almış. Köylü sefalet içindeydi ama bu adam çok
zenginleşmişti. Bir dönem de hep yaşlı yaşlı kadınlar geldi ziyaretine sonradan öğrendik ki kaynanalar da
gelinlerine büyü yaptırmak için geliyormuş. Nasıl nursuz, nasıl kötü gözüküyorlar zaten. İçlerinin kötülüğü
yüzlerine vurmuş. Bir süre böyle gitti ama sonra olaylar başladı. Köy öyle bir hale geldi ki bir damla
yağmur yağmadı.
Yağmur duaları işe yaramıyordu.
Bahçelerde ne varsa kurudu. Susuzluk başladı. Belli aralıklarla su veriliyordu. 1 saatliğe falan. Ben bu
olayları büyülere bağlıyordum. Hem medyum hem de köylü sınırları aşmışlardı. Kimsenin merhameti
kalmamıştı Allah da bize merhamet etmiyordu o yüzden. Biliyor musunuz köyde namaz kılanların sayısı
bile gün geçtikçe azaldı. Çünkü bir şey istedikleri zaman Allahtan değil gidip o medyumdan istiyorlardı.
Kendilerince işin kolayını kesinini bulmuşlardı. İmamdan çok medyuma gidiyorlardı aklılarına bir şey
takılırsa. Bundan bir grup insan çok rahatsız olmaya başladık.
Biz bu tuzağa düşmeyen şeytana uymayan küçük gruptuk. Onları zaman zaman uyarıyorduk. “Yapmayın,
etmeyin, günahtır. Bakın bir damla yağmur yağmıyor bu köye. Sebebi bu büyüler.” diyorduk ama hepsi
kör olmuştu sanki. Ne söylediğimizi ne dediğimizi duymuyorlardı. Başımıza gelenlerde bunlarla sınırlı
kalmadı zaten. Önce büyü yaptıranlar sıkıntı yaşamaya başladı. Yavaş yavaş akli dengelerinde sorun
oluştu. Bir teyze vardı çocuğu olmayan o da büyü yaptırmıştı. Çocuğu oldu ama 2 sene sonra öldü.
O kadında delirir gibi oldu.
Başlarda yapılan bütün işlemler ters dönmeye başladı sanki. Kavuşanlar tekrar ayrıldı. Medyum da
gizemli bir şekilde evinden hiç çıkmamaya başladı. Hala ziyaretine gidenler oluyordu civar köylerden
şehirlerden gelenler oluyordu. Sadece onlarla görüşüyordu ama dışarı çıkmıyordu. Medyuma ne
olduğunu anlamamız ise biraz geç sürdü. Benim bir köpeğim var. Ona çok düşkünüm. Nereye gitsem
peşime takılır. Onunla oynuyordum öyle. Elimde bir değnek vardı. Atıyordum uzağa koşarak getiriyordu
köpek. Attım yine değneği. Koştu aldı sonra koşarak devam etti. Gelmedi bana.
Çok şaşırdım bir şey mi gördü ne oldu diye koştum peşinden. Gitti gitti medyumun evinin oraya. Değneği
evin duvarının dibine bıraktı. Kitlendi kaldı eve doğru bakıyordu öyle. Etrafa baktım kimse yok. Zaten olsa
da köpeği bahane edecektim. Köpeğe doğru yaklaştım biryandan da camdan içeriyi görmeye
çalışıyordum acaba ne oluyor diye. Perde vardı zaten ama çok küçük bir kısmın açık olduğunu gördüm.
Bu esnada da gördüklerime inanamadım zaten. Medyum yere oturmuştu. Elinde teşbih. Sağ ve sol
tarafında da iki siyah varlık bekliyordu. Görünce şok oldum çok korktum. Hemen koşarak eve geldim.
Duramadım da. Geri çıkıp köyün imamının evine gittim.
Gördüklerimi anlattım.
Maalesef bende çok kez gördüm bu adam kafir cinlerle çalışıyor. Hepimizi yakacak buna engel olmamız
gerekiyor dedi. Ancak ne yapacaktık, nasıl engel olacaktık oraları bilmiyorduk. Sadece tek bildiğimiz biri
bu adamı durdurmalıydı. O durduran da Allah oldu. Bir sabah söylentiler başladı. Hoca evinde çığlık
atıyormuş, bazen yardım edin diyormuş ama kapıya biri geldiğinde de açmıyormuş. Böyle ilginç olaylar
başladı. Zaman zaman camının önünde duran o siyah varlıkları çoğu kişi gördü.
Bir Cuma günü namaz için toplandığımız esnada bu medyum da geldi. Normal de hiç gelmezdi
namazlara. Daha namaz başlamamıştı. Bu bir anda önlerde bir yere sıkıştı sonra kıblenin tam tersine
doğru dönüp namaza durdu. İmam değil herkes çok şaşırdı. Herkes bir taraftan “Ne yapıyorsun sen
delirdin mi?” diyordu ama bizi duymuyordu sanki. Namazı kıldı kimseye de bir şey demedin çıktı
camiden. Çok etkilendim bu durumdan. Medyum sonraki zamanlar akli dengesini yitirmeye başladı.
Giderek kötü oluyordu. Elinde balta ormana gidiyordu akşam geliyordu. Odun falan getiriyor desek o da
yok. Boş geliyordu.
Bir gün merak ettiğim için takip etim bunu.
Ne yapıyor nereye gidiyor diye takıldım peşine. Ormana doğru o önde ben arkada gittik. Büyükçe bir
ağacın dibine gelip oturdu. Kendi kendine konuşmaya başladı. Ama ne dediğini anlamıyordum. Biraz
daha yaklaştım. Başka ne yapmam lazım dedi. Başka ne istiyorsunuz sonra da tamam dedi kendi kendine.
Kalktı oradan ben takip etmeye devam ettim. Köye doğru geldi tekrar. Evine girdi. Bende evine
pencerenin önüne yaklaştım. Evden bir bebek ağlama sesi geldi. Göremiyordum ne olduğunu ama sesleriduyuyordum. Sonra sesler kesildi bende evime gittim. Aradan 1 hafta geçti hoca evden hiç çıkmıyordu.
Evden gelen kokular üzerine köylü şüphelendi kapıyı kırıp eve girdi. Ben de ordaydım. Kapıyı açtığımızda
kendisini asmış olarak bulduk.
Oraya kustum çok korkunç bir görüntüydü. Gözleri açıktı. Normalde ölünün suratı bembeyaz olur değil
mi bu siyahtı. İçerinin kokusu dayanılır gibi değildi. Jandarmaya haber verdik falan. Medyum intihar
etmiş. Ama olaylar o öldükten sonra da devam etti. Önce bir akşam yangın diye çığlıklara uyandık.
Medyumun evi yanıyordu. Söndürdük kendi çabalarımızla. Ertesi gün diğer yanmayan kısımda da yangın
çıktı. Kimse anlam veremiyordu bu olanlara. Ama ben her şey yaptığı büyülere bağlıyordum. O lüks ev bir
harabeye döndü.
Zaman zaman evin yanından geçenler bebek ağlama sesi geliyor dediler.
Sırrı çözülemedi uzun süre. Ben köyün imamı ile bu konu hakkında devamlı iletişim halindeydim. İmam
bana bu böyle olmayacak benim hüddam bir arkadaşım var. Onu getirelim bu sır neyse çözülsün dedi.
Birkaç gün sonra hüddam olan hoca geldi. Bütün bildiklerimizi anlattık. Harabe olmuş eve baktı.
Buradalar dedi. Hala buradalar cinler. Onu öldürenler cinler olmuş dedi.
Sesleri duyuyorum. Büyücünün azap çeken seslerini inlemelerini duyuyorum ben dedi. Onu kurtarmak
bu saatten sonra imkansız yaptıklarının bedelini ödeyecek lakin köy için hala bir kurtuluş yolu var dedi.
Bu cinleri tamamen buradan gönderebilirim dedi. 3-4 gün imamın evinde kaldı bu olayla ilgilendi. O
harabe evin toprağına bazı muskalar yaptı ve gömdü. Olayların neyden kaynaklandığını da söyledi.
Bu medyum bozuntusu aynı zaman da bir katilmiş.
Bazı masumların kanını dökerek büyüler yapmış. Bizim köylü olarak ruhumuz bile duymamış. Hoca bu iş
çözülene kadar evin etrafına yaklaşmayın bile. Size de musallat olabilirler dedi. Bunlar kafir cinlerdir.
Merhamet nedir bilmezler. O büyü yaptıran kişiler de cinlerin musallatına uğradı zaten. Her gün bir
evden çığlık sesleri gelirdi. Herkes yaptığının bedelini ödüyordu ama artık bu işin çözülmesini ve bu
sıkıntıların bitmesini istiyordum. Biz de delirmek üzereydik çünkü.
Bir sabah medyumun mezarı ortadan kayboldu. İnanması çok güç biliyorum ama mezar ortada yoktu.
Sanki o yeri hiç kazmamışız gibi. Öyle biri hiç var olmamış gibi. Hoca musallatı tamamen çözdüğünü ve
cinlerin artık buraya gelmeyeceğini söyledi. Ertesi köye ilk kez yağmur yağdı. Hem de öyle bir yağdı ki
bütün köyü temizledi arındırdı sanki. Ben daha sonra köyden taşındım. Çünkü köylünün çoğu delirmişti zaten En son geçenlerde bir gittim evime baktım.
Medyumun harabe evine baktım. Ne gördüm biliyor musunuz? Hala akıllanmayan ders almayan
insanların olduğunu. Bizim köyden değil ama civar köylerden hala gelenler oluyormuş. Bu harabe evin
etrafını telle kapatmışlar ve o tellere kumaşlar eşarplar bağlamışlar. Dilek tutmuşlar. Mumlar yakmışlar.
Çok şaşırdım inanın.
Sonra dedim ki gerçekten başımıza her ne kötülük geliyorsa bizim yüzümüzden.